Hoşgeldin, Ziyaretçi! [ Giriş Yap

 

Antalya gurup escort

  • Listelenen: 30 Mart 2015 16:04
antalya escort

Tanıtım:

Antalya gurup escort
sına iliştirilmişti.antalya escort bayanlar
inceledikçe gayet yerinde buldum bu armağanı. Gideon’la
karşılaştığımdan beri sanki bir tavşan deliğinden içeri düş-
müş ve kendimi bilinen kuralların pek azının geçerli olduğu
büyüleyici ve baştan çıkarıcı bir diyarda bulmuş gibi hissedi-
yordum. Heyecan verici olduğu kadar ürkütücü de olan, keş-
fedilmemiş topraklardaydım.
Şzişeyi kuşkuyla süzmekte olan Cary ye baktım.
“Şzerefe.” Mantarı açıp hiç tereddüt etmeden şişenin içinde-
kileri içtim. insanın içini bayan, şekerli bir öksürük şurubu
tadındaydı. Midem bir an memnuniyetsizce kıvrandı ve ar-
dından ısındı. Ağzımı elimin tersiyle silip, mantarı şişeye ge-
ri soktum.
“Neydi ki o?” diye sordu Cary.
“Nasıl yaktığına bakarsan, çiviyi sökecek çivi olmalı.”
Yüzü buruştu. “Etkili ama nahoş.”
Ve işe yarıyordu. Kendimi bir parça daha iyi hissetmeye
başlamıştım bile.
Cary kutuyu alıp Gideon’ın kartını çıkardı. Arkasını çevi-
rip bana doğru tuttu. Gideon, kalın harfler ve şık bir elyazı-
sıyla, Beni ara yazmıştı kartın arkasına ve bir de numara ek-
lemişti.
Kartı alıp avucumun içine sakladım. Beni düşündüğünün
kanıtıydı bu armağan. Azmi ve kararlılığı baştan çıkarıcıydı.
Ve insana kendini iyi hissettiriyordu.
Gideon söz konusu olunca başımın dertte olduğu su götür-
mezdi. Bana dokunduğunda hissettiklerimi özlüyor, onun be-
nim dokunuşlarıma verdiği tepkiye bayılıyordum. Ellerini
yeniden üzerimde hissetmek uğruna ne yapmaya razı olma-
yacağımı düşünmeye çalıştım ama pek de bir şey gelmedi ak-
lıma.Cumartesi sabahı korkunç şekilde akşamdan kalmaydım
ve bunu hak ettiğimi düşünüyordum. Her ne kadar Gideon’ın
seks konusunda anlaşma yaparken sanki bir şirket birleşme-
si müzakere edercesine tutkuyla pazarlık etmesine bozulsam
da sonuçta ben de aynı şekilde müzakere etmiştim onunla.
Hesaplı bir risk alacak ve kendi kurallarımı ihlal edecek ka-
dar çok arzuluyordum onu çünkü.
Onun da kendi kurallarından bazılarını ihlal ettiğini bil-
mek de içimi rahatlatıyordu.  antalya escort bayan
Uzun ve sıcak bir duşun ardından oturma odasına geldim
ve Cary’yi kucağında bilgisayarıyla kanepede otururken bul-
dum; tazelenmiş ve uyanık görünüyordu. Mutfaktan gelen
kahve kokusunu alınca oraya yöneldim ve bulabildiğim en
büyük fincanı doldurdum.
“Günaydın gün ışığım” diye seslendi Cary.
çok ihtiyacım olan kafein dozunu avuçlarımla sarmalaya-
rak, gidip kanepede yanına oturdum. Yandaki sehpada du-
ran kutuyu gösterdi bana. “Sen duştayken geldi bu sana.”
Fincanımı orta masasına koyup, kutuyu aldım. Kahveren-
gi kağıtla ve iple sarılmıştı ve üstüne elyazısıyla ve dekora-
tif kaligrafık süslemelerle çaprazlama şekilde adım yazılmış-
tı. içinde, üzerinde eski moda harflerle Akşamdan Kalanla-
ra Deva yazan, amber renkli bir şişe vardı ve şişenin boy-Cary telefonu elime tutuşturmaya çalışınca, başımı iki ya-
na salladım. “Henüz değil. Onunla uğraşırken kafamın ye-
rinde olması lazım, oysa beynim hala bulanık.”
“Dün gece samimi bir haliniz vardı. Kesinlikle hoşlanıyor
senden.”
“Ben de ondan hoşlanıyorum kesinlikle.” Kanepenin köşe-
sine kıvrılıp, yanağımı mindere yasladım ve göğsüme çekti-
ğim bacaklarıma sarıldım. “Beraber takılıp birbirimizi tanı-
yacağız, duygusal-yanı-az-ama-fıziksel-yanı-yoğun bir cinsel-
lik yaşayacağız ve bunun dışında tamamen bağımsız olaca-

antalya escort
Cary bilgisayarında bir düğmeye bastı ve odanın öbür ta-
rafındaki yazıcıdan sayfalar çıkmaya başladı. Sonra bilgisa-
yarını kapattı ve bütün dikkatini bana verdi. “Belki ciddi bir
şeye dönüşür zamanla.”
“Belki de dönüşmez” diye dalga geçtim.
“Alay et sen.”
“Onlar ermiş muradına filan gibi bir derdim yok benim
Cary, özellikle de Cross gil»> bir ultra zenginle. Güçlü adam-
lara bağlanmanın ne dem^k olduğuna tanık oldum annem
sayesinde. Yarızamanlı bir ortakla tamzamanlı bir işe gir-
mek gibi. Annem parayla jnutlu oluyor hiç değilse, bana o da
yetmez.”
Babam anneme aşıkmı?- Ona evlenme teklif edip hayatı-
nı paylaşmasını istemiş. Annemse reddetmiş, çünkü babam
onun bir kocada aradığı yüklü portföye ve hacimli banka he-
sabına sahip değilmiş. Mdn*ca Stanton’a göre aşk gerekli de-
ğilmiş evlilik için. Ve ço£u erkeğin dayanılmaz bulduğu o
şehvetli bakışları, seksi s?8* ve güzelliği sayesinde de istedi-
ğinden azına razı olması hiç gerekmemiş. Yazık ki babamla
ilgili uzun vadeli bir planı hiç olmamış.
Saate bakınca on buçufc olduğunu gördüm. “Hazırlansam
iyi olacak galiba.”du. Küçük süs havuzlarından gelen su sesleri, akıllıca sak-
lanmış hoparlörlerin taşıdığı enstrümantal müziğe karışıyor-
du. Mekan egzotik baharatlar ve esansların karışımıyla mis
gibi kokuyordu ve kendimi Binbir Gece Masalları na adım at-
mışım gibi hissetmeme neden oluyordu.
Aşırıya kaçma noktasına ramak kalmıştı ama o çizgi aşıl-
mamıştı. Egzotik ve lükstü Perrini, parası yetenlerin kendile-
rini şımartabilecekleri keyifli bir yerdi. Tıpkı biz geldiğimiz sı-
rada ballı süt banyosunu yeni bitirmiş olan annem gibilerinin.
Mönüdeki bakımları inceledikten sonra her zamanki “sa-
vaşçı kadın” bakımı yerine bu kez “tutkuyla şımartma”yı ter-
cih ettim. Bir önceki hafta ağda yaptırmıştım zaten ama “sizi
cinsel olarak karşı konulmaz hale getirmek için tasarlanmış”
olan bu bakımdaki diğer uygulamalar tam da ihtiyacım olan
şey gibi görünüyordu.
Tam sonunda kafamı toplamış, yeniden düzgün çalışır ha-
le getirmiştim ki yanımdaki pedikür koltuğunda oturan Cary
konuşmaya başladı.
“Gideon Cross’u tanıyor musunuz, Bayan Stanton?”
Ağzım bir karış açık, baktım ona. Annemin benim roman-
tik -ya da bazen pek de romantik olmayan- ilişkilerimle ilgi-
li en ufak havadiste kafayı yediğini bal gibi biliyordu.
Diğer tarafımdaki koltukta oturan annem, zengin ve ya-
kışıklı erkekler söz konusu olduğu zaman kapıldığı o genç
kız heyecanıyla öne doğru eğildi. “Elbette. Dünyanın en zen-
gin adamlarından biri. Forbes listesinde yirmi beşinci sıra-
da, yanlış hatırlamıyorsam. çok hırslı bir genç adam besbelli
ve benim de desteklediğim, çocuklarla ilgili çok sayıda hayır
cemiyetinin de cömert bir bağışçısı. Son derece makbul bir
bekar elbette ama eşcinsel olduğunu sanmıyorum. Kadınlara
düşkünlüğüyle ünlüdür.”
“Hay Tanrım.” Cary güldü ve benim şiddetle başımı iki ya-
na sallayışımı görmezden geldi. “Ama onun gözü Eva’da ol-duğu için benimkisi umutsuz bir aşk olurdu zaten.”
“Eva! Bana hiçbir şey söylemediğine inanamıyorum. Böyle
bir şeyi bana nasıl anlatmazsın?”
Peeling yapılmış yüzüyle genç ve kırışıksız görünen ve ba-
na çok benzeyen anneme baktım. Soyadıma varıncaya kadar
her şeyimle annemin kızı olduğum açıktı. Annemin babama
verdiği tek ödün, bana babaannemin adını vermek olmuş.
“Anlatacak bir şey yok ki” diye direttim. “Biz yalnızca… ar-
kadaşız.”
“Bundan daha iyisini yapabiliriz” dedi Monica ve yüzünde-
ki hesapçı ifadeyle yüreğime korku saldı. “Sizin aynı binada
çalıştığınız nasıl gözümden kaçtı, bilmem. Seni görür görmez
vurulduğuna eminim. Gerçi genellikle esmerleri tercih etti-
ği söylenir… Hımm… Neyse. çok ince zevkleri olduğu da söy-
lenir ama. Belli ki bu ikincisi üstün geldi senin durumunda.”
“öyle değil. Lütfen sen karışma bu işe. Beni utandıracak-
sın.”
“Saçma. Erkekler söz konusu olduğu zaman ne yapılacağı-
nı bilen biri varsa, o da benim.”
Korkuyla öyle bir sindim ki omuzlarım neredeyse kulak-
larıma yükseldi. Masaj randevum geldiğinde masaja olan ih-
tiyacım da had safhaya ulaşmıştı artık. Masaya uzandım ve
önümüzdeki uzun geceyi atlatabilmek için biraz kestirmek
niyetiyle gözlerimi kapattım.
Ben de her genç kız gibi süslenip püslenmeyi ve güzel gö-
rünmeyi severdim ama hayır derneği yemekleri çok zahmet-
liydi. insanlarla havadan sudan konuşmak yorucuydu, dur-
maksızın gülümsemek zordu; tanımadığım insanlar ve bil-
mediğim işler hakkındaki konuşmalar sıkıcıydı. Eğer Cary
orada görünmekten fayda sağlayacak olmasa gitmemek için
daha çok dırdır ederdim.
iç geçirdim. Kimi kandırıyordum ben? Nasıl olsa yine de
gidecektim sonunda. Annemle Stanton’ın tacize uğramış ço-cuklarla ilgili hayır derneklerini destekliyor olmalarının ne-
deni, bu konunun benim için bir anlamı olmasıydı. Arada bir
boğucu bir partide boy göstermek, bunun karşılığında öde-
nen ufak bir bedeldi.
Derin bir nefes alarak bilinçli bir şekilde gevşemeye ça-
lıştım. Eve dönünce babamı aramak konusunda aklıma not
düştüm ve Gideon’a akşamdan kalmalık ilacı için bir teşek-
kür notu göndermenin en uygun yolunu düşündüm. Aslında
kartındaki iletişim bilgilerini kullanarak ona bir e-mail ya-
zabilirdim herhalde ama pek klas bir yol değildi bu. Üstelik
e-maıTlerini kimin okuduğunu da bilmiyordum.
Eve gidince arayacaktım onu. Neden olmasındı? Kendisi
istemişti -hayır, söylemişti-onu aramamı; kartvizitine yaz-
mıştı bu talebini. Hem böylece ben de onun enfes sesini bir
kez daha duymuş olacaktım.
Kapı açıldı ve masöz içeri girdi. “Merhaba, Eva. Hazır mı-
sın?”
Tam değildim. Ama olmak üzereydim.
Spa’da geçirilen harika saatlerin ardından annemle Cary
beni eve bıraktılar ve Stanton için yeni kol düğmeleri bakma-
ya gittiler. Yalnız olduğum bu zamanı Gideon’ı aramak için
kullandım. ihtiyacım olan mahremiyet sağlanmış olsa da ko-
lay olmadı bu; sonunda aramayı başarana dek defalarca ilk
numaraları tuşlayıp defalarca vazgeçtim.
ilk çalışta açtı telefonu. “Eva.”
Arayanın kim olduğunu bilmesi karşısında şaşıran bey-
nim bir süre bocaladı. Telefon numaram ve adım ne arıyordu
onun kişi listesinde? “Ee… selam, Gideon.”
“Bir blok ötedeyim. Güvenliğe geldiğimi haber ver.”
“Ne?” Konuşmanın bir kısmını kaçırmıştım sanki. “Nere-
ye geldiğini?”
“Sana. Köşeyi dönüyorum şu anda. Güvenliği ara, Eva.”cuklarla ilgili hayır derneklerini destekliyor olmalarının ne-
deni, bu konunun benim için bir anlamı olmasıydı. Arada bir
boğucu bir partide boy göstermek, bunun karşılığında öde-
nen ufak bir bedeldi.
Derin bir nefes alarak bilinçli bir şekilde gevşemeye ça-
lıştım. Eve dönünce babamı aramak konusunda aklıma not
düştüm ve Gideon’a akşamdan kalmalık ilacı için bir teşek-
kür notu göndermenin en uygun yolunu düşündüm. Aslında
kartındaki iletişim bilgilerini kullanarak ona bir e-mail ya-
zabilirdim herhalde ama pek klas bir yol değildi bu. Üstelik
e-maıTlerini kimin okuduğunu da bilmiyordum.
Eve gidince arayacaktım onu. Neden olmasındı? Kendisi
istemişti -hayır, söylemişti-onu aramamı; kartvizitine yaz-
mıştı bu talebini. Hem böylece ben de onun enfes sesini bir
kez daha duymuş olacaktım.
Kapı açıldı ve masöz içeri girdi. “Merhaba, Eva. Hazır mı-
sın?”
Tam değildim. Ama olmak üzereydim.
Spa’da geçirilen harika saatlerin ardından annemle Cary
beni eve bıraktılar ve Stanton için yeni kol düğmeleri bakma-
ya gittiler. Yalnız olduğum bu zamanı Gideon’ı aramak için
kullandım. ihtiyacım olan mahremiyet sağlanmış olsa da ko-
lay olmadı bu; sonunda aramayı başarana dek defalarca ilk
numaraları tuşlayıp defalarca vazgeçtim.
ilk çalışta açtı telefonu. “Eva.”
Arayanın kim olduğunu bilmesi karşısında şaşıran bey-
nim bir süre bocaladı. Telefon numaram ve adım ne arıyordu
onun kişi listesinde? “Ee… selam, Gideon.”
“Bir blok ötedeyim. Güvenliğe geldiğimi haber ver.”
“Ne?” Konuşmanın bir kısmını kaçırmıştım sanki. “Nere-
ye geldiğini?”
“Sana. Köşeyi dönüyorum şu anda. Güvenliği ara, Eva.”Telefonu kapattı. Gideon’ın tekrar yanımda olmasına yal-
nızca dakikalar kaldığı gerçeğini özümsemeye çalışarak bir
an öylece bakakaldım telefona. Sonra biraz sersemlemiş bir
halde diyafona gittim ve güvenlikle konuşup Gideon’ı bek-
lediğimi haber verdim. Daha ben onlarla konuşurken lobiye
girdi Gideon. Birkaç saniye sonra da kapımdaydı.
Üzerimde mini bir ipek sabahlıktan başka bir şey olmadı-
ğını ve saçlarımla makyajımın akşamki yemek için yapılmış
halde olduğunu ancak o an hatırladım. Bu halim nasıl bir iz-
lenim bırakacaktı acaba onun üzerinde?
Onu içeri almadan önce sabahlığımın kuşağını sıktım. Onu
baştan çıkarmak için buraya davet etmiş filan değildim ne de
olsa.
Gideon uzunca bir an girişte durup tepeden french yapıl-
mış ayak tırnaklarıma kadar süzdü beni. Ben de onun görü-
nüşü karşısında bir o kadar büyülenmiştim. Yıpranmış kot
pantolon ve bir tişörtle öyle hoştu ki onu dişlerimle soymak
geldi içimden.
“Sonunda seni bu halde bulmak olunca buraya kadar gel-
meye değdi, Eva.” içeri girip kapıyı arkasından kilitledi. “Na-
sılsın?”
“iyi. Sayende. Teşekkür ederim.” Burada, yanımda olma-
sı içimi bir hoş yapıyor, neredeyse… başımı döndürüyordu.
“Gelme nedenin bu değildir herhalde.”
“Sen bir türlü aramadığın için geldim.”
“Belli bir süre içinde aramam gerektiğini fark etmemiş-
tim.”
“Sana sormam gereken acil bir şey vardı ama daha önemli-
si dün akşamdan sonra kendini nasıl hissettiğini merak edi-
yordum.” Üzerimde gezinen gözleri karanlıktı ve soluk kesen
yüzü o kömür karası ipek saçlarla çerçevelenmişti. ‘Tanrım.
çok güzelsin, Eva. Hayatımda hiçbir şeyi bu kadar çok iste-
diğimi hatırlamıyorum.”Yalnızca bu basit sözcükler yetmişti beni azdırıp dizlerim-
deki dermanı kesmeye. Fazlasıyla savunmasızdım. “Neymiş
bu kadar acil olan?”
“Bu akşamki bağış yemeğine benimle gel.”
Bu ricanın yarattığı şaşkınlık ve heyecanla bir adım geri
çekildim. “Sen gidiyor musun?”
“Sen de gidiyorsun. Annenin orada olacağını bildiğimden,
senin de gelip gelmeyeceğine baktım. Beraber gidelim.”
Benim hakkımda bu kadar çok şey biliyor olmasının tuhaf-
lığını mı, yoksa bana teklif etmekte olduğu şeyi mi düşün-
mem gerektiğini bilemeden elimi boğazıma götürdüm. “Bera-
ber vakit geçirmeliyiz derken kastettiğim bu değildi.”
“Neden ki?” Bir meydan okuma gizliydi bu basit soruda.
“Her ikimizin de zaten ayrı ayrı gitmeyi planlamış olduğu bir
yere birlikte gitmemizin ne mahsuru olabilir?”
“Pek ihtiyatlı bir şey olmaz. çok gündemde olan bir davet
bu.”
“Ee?” Yakınıma gelip saçımın bir kıvrımıyla oynamaya
başladı Gideon.
Her yanımı ürperten tehlikeli bir mırıltı vardı sesinde. iri
ve güçlü bedeninin sıcaklığını hissedebiliyor, teninin yoğun
erkeksi kokusunu alabiliyordum. Geçen her dakikayla daha
fazla kapılıyordum büyüsüne.
“insanların aklına bir sürü şey gelecek. En başta da anne-
min. Senin bekar erkek kanının kokusunu almaya başladı bi-
le zaten.”
Başını eğip dudaklarını boynuma bastırdı. “insanların ne
düşündüğü umurumda değil. Biz ne yaptığımızı biliyoruz.
Anneni de ben hallederim.”
“Halledebileceğini düşünüyorsan” dedim soluk soluğa,
“onu pek iyi tanımıyorsun demektir.”
“Yedide alırım seni.” Boynumda vahşice atmakta olan da-
marın üzerinde geziniyordu dili ve ben eriyordum. O benikendine çektikçe benim bedenim gevşiyordu.
Yine de başardım, “Evet demedim ki” demeyi.
“Ama hayır da demeyeceksin.” Kulakmememi dişlerinin
arasına aldı. “Buna izin vermeyeceğim.”
Ben itiraz etmek için ağzımı açarken o dudaklarını benim-
kilere yapıştırarak ıslak bir öpücükle susturdu beni. Dilinin
yaptığı uzun ve telaşsız yalama hareketleri, aynı şeyi bacak-
larımın arasına da yapmasını arzulamama neden oluyordu.
Saçlarına uzandı ellerim, aralarına daldı, sımsıkı kavradı.
Kollarını bana dolamasıyla birlikte bedenim yay gibi kıvrıl-
dı ellerinin arasında.
Tıpkı ofisinde olduğu gibi, daha ben hareket ettiğimizi bile
fark etmeden kanepeye sırtüstü yatırmıştı beni Gideon. Be-
cerikli parmaklarına kolayca yol verdi sabahlığım. Memeleri-
mi avuçluyor, yumuşak ve ritmik hareketlerle yoğuruyordu.
“Gideon…”
“Şzşş.” Hassas meme başlarımı parmaklarının arasında yu-
varlar ve çekiştirirken bir yandan da altdudağımı emiyordu.
“Sabahlığın altında çıplak olduğunu bilmek çıldırtıyordu beni.”
“Ama sen de habersiz geld… Oh! Oh Tanrım…”
Ağzı mememin ucunü sarmıştı ve yayılan sıcaklık dalga-
sıyla birlikte ince bir ter tabakası belirmişti tenimin üstüne.
Bakışlarım kablolu T^ kutusunun üzerindeki saate kaydı
panik içinde. “Gideon, hWr’
Başını kaldırıp fırtınf^1 mavi gözleriyle baktı bana. “Delice
bir şey bu, biliyorum. I*unu sana açıklamam imkansız ama
seni getirmem lazım, Eva- Günlerdir durmaksızın bunu dü-
şünüyorum  antalya escort
Ellerinden biri baca^arımın arasına daldı. Utanmazca
açıldı bacaklarım; bedeP^m °yle uyarılmıştı ki alev alev ya-
nıyordum, sanki ateşin* yükselmişti. Diğer eli memelerimi
avuçlamaya devam edi<f°r» onları dolgunlaştırıyor ve daya-
nılmaz derecede hassas !*a^e getiriyordu.”Islanmışsın benim için” diye mırıldandı ve bakışları bede-
nimden aşağıya, parmaklarıyla beni aralamakta olduğu yere
kaydı. “Buran da güzelmiş. Pembe ve pürüzsüz. çok yumu-
şak. Bugün ağda yaptırmadın, değil mi?”
Başımı iki yana salladım.
“Güzel. Değil on saat, on dakika bile bekleyebileceğimi
sanmıyorum sana dokunmadan çünkü.” Bir parmağını dik-
katlice içime kaydırdı.
öyle çırılçıplak ve sere serpe yatmış, kadınlar hakkındaki
derin bilgisi Brezilya ağdasının kurallarına hakimiyetinden
anlaşılan bir adam tarafından parmaklanmanın yarattığı da-
yanılmaz teslimiyet hissiyle kapandı gözlerim. Hem de ken-
disi hala tümüyle giyinik olan ve yanımda yere diz çökmüş
olan bir adam tarafından…
“Ne kadar darsın.” Gideon parmağını çekip, sonra yeniden
daldırdı nazikçe. Sırtım kavislendi parmağını iştahla kavrar-
ken. “Ve ne kadar açgözlü. En son düzülmenin üzerinden ne
kadar zaman geçti?”
Zorlukla yutkundum. “Meşguldüm. Tezim, sonra iş başvu-
ruları, taşınma…”
“Epeyce olmuş demek.” Elini geri çekti ve bu kez iki par-
mağını soktu içime. Ağzımdan dökülen zevk iniltisine engel
olamadım. Yetenekli elleri vardı adamın, kendinden emin,
becerikliydi. Ve her istediğini alıyordu onlarla.
“Korunuyor musun Eva?”
“Evet.” Ellerim minderlerin kenarlarını kavrıyordu sımsı-
kı. ‘Tabii ki.”

antalya escort

antalya escort

1132 total views, 1 today

  

Listing ID: 754551949e59321b

Report problem

Processing your request, Please wait....

Cevap Yaz

Yorum yazabilmek için Giriş yapmalısınız.

Bugün En Popüler